Sene 1997’yi gösterirken, bir diğer Elmore Leonard eseri “Rum Punch“, Quentin Tarantino’ya esin kaynağı olur. Yıldızı sönmüş yıldızlarla film yapmak konusundaki ısrarının ve sönen yıldızı, tekrar yakma (bkz. John Travolta) konusundaki becerisinden mütevellit, bu filmde de Pam Grier’i, filme adını veren kadın olarak izledik: “Jackie Brown”. Ama kadro, bu kadarla sınırlı kalmadı tabiiki. Başta büyük aktör Rober De Niro (Louis Gara) olmak üzere, silah satıcısı Ordell rolünde Samuel L. Jackson, Melanie rolünde, filme, Tarantino’nun ayak fetişinin sağlaması şeklinde giren Bridget Fonda, eski ağabeylerden Robert Foster (Max) ve polis memuru Ray rolünde de Michael Keaton’ı seyrettik. Bundan önceki filmlerine göre, daha ağır, ama daha olgun bir filmdi “Jackie Brown”. Patronu Ordell’in, Meksika’daki parasını birleşik devletlere sokmaya çalışan Jackie’nin, hayatıyla ilgili endişeleri sebebiyle herkesi kazıklama fikri, Max’in de yardımıyla gerçeğe dönüyordu. Kazıklananlar, polisler ve Ordell’di. Yani Jackie’den legal ve illegal olarak yararlanmak isteyen herkes. Rock müzik sosu ve aralarındaki elektrik, Max’ı da buna dahil ediyordu ki, beraber bitirebilecekleri bir hayat, Max’ın işine gönülsüz bağlılığıyla gerçekleşmiyodu. Kalabalık bir oyuncu kadrosu olmamasına rağmen, oynayanların rollerini hazmederek oynamaları sayesinde, Jackie Brown, Tarantino’nun biçim cambazlığı kadar oyuncu yönetiminde de ne kadar etkin olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Senaryosunda gedik olmayan, zaman zaman kurgu cambazlıklarına başvurarak insanı şaşırtmayan, tam bir “auteur” yönetmen filmiydi ve herkesin bakış açısıyla finali anlatmak gibi çok klas bir hareketle de seyredenleri hayran bırakıyordu kendine. Bu sefer, geyik muhabbetleri daha işe dönüktü, küfür her zamanki gibi, nokta ve virgüldü, ama “Jackie Brown” için söylenebilecek tek kelime vardı: olgun...
Bundan sonra sinemaya 6 yıl ara verdi. Tabii bu arada boş da durmadı. Kankası Robert Rodriguez ile, ki o da “El Mariachi” ile az parayla başyapıt yaratmanın sırlarını bilen ender insanlardandır, iki projeye imza attı. Rodriguez’in yönettiği ve “El Mariachi”nin güncellenmiş versiyonu olan ”Desperado” da ve senaryosunu kendisinin yazdığı, “Günbatımından Şafağa” (From Dusk Till Dawn) adlı filmlerde oynadı. Daha irili ufaklı birçok filmde aktör, yapımcı ya da yazar olarak çalışan Quentin Tarantino’nun bir sonraki sürprizi büyük merak uyandırarak geldi: “Kill Bill”.
Bergman anısına...
Bergman’ın filmleri umudunu yitirmiş, hüzünlü bir dünyanın ve kendi çocukluğunun psikolojik analizleriyle dolu. Karakterleri parçalanmış, krizdevamy...
Antonioni: 'Blow-Up'
Thomas, Londra metropolünde sıkılarak ordan oraya savrulan, genç ve ünlü bir fotoğrafçıdır; çekimlerde birlikte çalıştığı modellerde en az kdevamy...